31 Ağustos 2011 Çarşamba

FRIENDS WITH BENEFITS - Karşı konulmaz insanların karşılıklı çıkarları!

Şimdi kendimizi kandırmayalım değil mi? Ne kadar her şey seks ile başlarsa başlasın bir süre sonra iki taraftan biri illa ki karşı tarafa karşı bir şeyler hissetmeye başlar. Bir kere, iki kereyi de anlarım da onlarca kez beraber olduktan sonra (ki aslında çok da yakın arkadaşsanız) hislerinizi hala kontrol etmeyi başarmak oldukça zordur. Bizim hikayemizin kahramanları da bu zor süreçten geçiyorlar. Friends with Benefits henüz Türkiye salonlarında vizyona girmedi ama girdiğinde izleyenlerin tepkisinin şu olacağına eminim: "Film çok eğlenceli ama biz bunu daha önce - hem de 2 kere - görmedik mi zaten?"


Olayı kısaca özetlersek; Dylan (Justin Timberlake) Los Angeles'ta yaşar ve oldukça meşhur bir magazin bloguna sahiptir. Bir gün kendisine meşhur Amerikan dergisi GQ'dan Sanat Yönetmenliği iş teklifi gelir ve kendini bir anda New York'un karmaşasında bulur. Üstelik sevgilisinden de - bu sahneler oldukça klişe ve absürt - daha yeni ayrılmıştır (terk edilmiştir). Muhteşem kızımız Jamie (Mila Kunis) de aynı zamanlarda terk edilmiş bir halkla ilişkiler ve menajerlik ajansında görev yapmaktadır. Şansa bakın ki bu iki kırık kalbin yolu hava alanında Jamie'nin Dylan'ı karşılayan kişi olmasıyla kesişir. Bu ikili çok geçmeden iki sıkı arkadaş olmuşlardır. Bu arkadaşlık daha sonra daha büyük komplikasyonlara yol açacak bir salt seks ilişkisine doğru yola çıkarken karakterlerimiz kendilerini daha büyük sürpriz ve sorunların beklediğinin farkında değillerdir.

Film hakkındaki yorumlara geçecek olursak, ilk söyleyebileceğim şey kesinlikle çok eğlenceli! Konusu bakımından bize çok uzak olmasa da (Türk kültüründen bahsetmiyorum), klasikleşmiş Hollywood romantik-komedi yapımlarını tiye almaktaki başarısı yadsınamaz. Özellikle filmin başındaki ironik ve tipik ayrılma sahnelerini çok sarkastik bir dille ele alıp aslında bize ne kadar sığ ve kalsikleşmiş şeyler izletildiğini gözlerimiz önüne seriyorlar. Filmi izlerken birçok kere kahkaha attığımı bir kenara koyarsak hikayenin akıcılığı ve özenle yazılmış senaryosu gerçekten takdire şayan ayrıntılar. Mila ve Justin'in kimyası o kadar iyi tutmuş ki - neden hala beraber olduklarına şaşmamalı - filmi ve karakterleri inanılmaz inandırıcı hale getirmişler. Mila'nın inanılmaz güzelliği, Justin Timberlake'in harika vücudu (çok sıkı çalışmış belli!) ve sempatikliği ile bir araya gelince film "yeme de yanında yat" bir hal almış.

Çıplaklığın bol ama komedi unsuruyla harmanlanmış hali gözü gerçekten hiç rahatsız etmiyor. Tam tersine bütün bir film boyunca çıplak gezselerdi hiç umrumuzda olmaz ve kendimizi "ne güzel oynamışlar!" "baksana ne yapıyor!" gibi naralar atarken gayet tabii bulabilirdik. Filmin en dikkat çekici ve eğlendirici kısımlarından biri de "Los Angeles-New york" arasındaki gerilimin ve farklılıkların da filmde içten içe çok güzel yansıtılmış olmasıdır. Tam bir Los Angeles'lı olan Dylan'ın sudan çıkmış balık hali (dikkatsiz, şapşal ve kurallara uyan) karşısında tam bir New York'lu olan Jamie'nin (kendinden emin, küfürbaz, kural tanımayan) ilginç ve çılgın tavırları tam bir kargaşa yaşamanıza sebep oluyor. Gel gelelim ki bu zıtlık onları sonu çok da tahmin edilmesi zor olmayan bir cinsel çekimin içine roket hızıyla çekiyor.
No Strings Attached (Bağlanmak Yok) 2010


Filmin eksi noktalarına geçersek, adında da anlaşılabileceği gibi "yine mi duygularını bir kenara bırakıp sadece seks yapan insanların hikayesi" dediğinizi duyar gibi oluyorum. Evet, tam da öyle. Sadece bu sefer zekice yazılmış bir senaryo ve iyi tanımlanmış karakterlerle karşı karşıyayız. "Biz bunu daha önce gördük ama!" diyenlere de büyük ihtimalle şu iki filmi söyleyebilirim: "No Strings Attached (Bağlanmak Yok)" ve "Love&Other Drugs (Aşk Sarhoşu)"...Bu filmi, bu diğer iki filmden ayıran aslında çok farklı unsurlar yok. Yine iki güzel insanın sadece seks yapmak için fırsat kollamasından behsediyor. Sonu da oldukça tahmin edilebilir olduğundan sizi en azından hayal kırıklığına uğratmıyor. Gerçi bir ara "Ne oluyor yahu?" dediğiniz anlar oluyor filmde ama sonra hemen toparlanarak sizi mutlu edecek - pek de klişe olmayan aslında - bir sona götürüyor sizi. Keyifli vakit geçirmek isteyen herkese tavsiye ederim. Sadece Justin Timberlake ve Mila Kunis var diye de gidilebilir, bu sefer oldukça eminim çünkü sizi temin ederim ki sıkılmayacaksınız!

Love and Other Drugs ( Aşk Sarhoşu ) 2010

Friends With Benefits'e 10 üzerinden verdiğim not 7.


NOT 1: Mila Kunis bir röportajında Jamie karakterinin aslında kendinden çok da farklı olmadığını söylemiş ve bir bakıma "kendini oynadığını" belirtmiş. Kendisini tebrik etmek isterim çünkü bir oyuncu olarak bilirim ki kendini oynamak en zor şeylerden biridir. Ve eğer gerçekten böyle bir karakterse kendi hayatında da onunla takılmayı çok isterdim :)

NOT 2: Merak edenler vardır belki diye yazıyorum, evet, Justin Timberlake bazı sahnelerde şarkı söylüyor!

25 Ağustos 2011 Perşembe

ŞEMPANZEMİ GERİ VERİN BANA!

Neden mi bahsediyorum? Elbette ki "Rise of the Planet of the Apes", dilimiz karşılığıyla "Maymunlar Cehennemi: Başlangıç"... Birkaç hafta gecikmiş olsam da az önce izleyebildim bu ilginç filmi. Hikayesinden biraz bahsetmek gerekirse Will (ki kendisi muhteşem James Franco tarafından canlandırılıyor) adında bir doktorun kendi geliştirdiği ve maymunlar üzerinde denediği bir bileşimin yarattığı inanılmaz etkiler sonucunda maymunların zekalarının inanılmaz gelişmesi ve bu evrimle beraber maymunların koşar adımlarla devrime doğru gitmesini konu alır. Zaten diğer filmi izlemiş olanlar bu devrimin ilerlemesiyle (ve aynı zamanda bir epidemi de söz konusudur; spoiler vermeyeyim) dünyanın daha sonra nasıl bir hale geleceğini biliyorlardır.


Will'in daha yavruyken laboratuvardan alıp eve getirdiği şempanze türü maymun inanılmaz sevimliydi. Bir tane de ben mi alsam diye düşünmeden edemedim! Bu küçük yavru yıllar boyu onlarla beraber yaşaya yaşaya duygusal bir bağ kurar doktor ve ailesiyle haliyle. Bu kısımlar filmin zaten yaklaşık 60 dakikalık kısmını oluşturur. Geriye kalan 40 dakikada ise Ceasar ( şempanzenin adı ) önderliğinde bir "maymun ayaklanması" başlar ve bu gençler şehri yakıp yıkarlar ( elbette arada bazı ayrıntılar da var ama henüz izlememiş olanlar için tüm filmi berbat etmek istemem ). Ve film biter.



Filme dair en büyük sıkıntım, filmin beni bir türlü tam anlamıyla içine çekememesi idi. Bir Karate Kid ya da Spider Man filminden farksız olarak bir gelişim süreci (gereksiz uzun tutulmuş) izledik. Sonraki adımlar daha oturaklı ve bilinçliydi o ayrı. Filmin en sevdiğim kısmı son 10 dakikasıydı. Yine de son 10 dakikasını izleyeceğim diye 90 dakika bu filmi çekip çekmemek size kalmış. "Devamı gelecek..." tarzı filmler arasında adet midir bilinmez ama genelde heves kursakta bırakılır; ancak burada öyle olmamış. "Zaten daha sonra ne olacağını biliyorsunuz!" dercesine bir keyifsiz bitiyor film. Yani toparlarsak pek bir keyif aldığım söylenemez, hatta bir ara maymun çığlıklarından delirmek üzereydim. 





Filme 10 üzerinden 6 veriyorum.

NOT: Filme sırf "Olsun, James Franco var!" diye gidecek ya da gitmek isteyenlere sesleniyorum: Gitmeyin! Başrol gözükse de figüran kendisi. Maymun sempatizanı iseniz, hiç durmayın koşun derim!

NOT 2: Başroldeki Ceasar adlı şempanzeyi canlandıran Andy Serkis inanılmaz iyiydi! Hayır elbette maymun kıyafeti giymiyordu! Teknoloji sağ olsun bu ufak tefek adam üzerinde kablolarla gezip durmuş çekimler süresince. Tebrikler tekrardan!